Diş dolguları
Görsel: Unsplash

Amalgam Dolgular Neden Tartışmalı? Bilmeniz Gereken Gerçekler

Diş sağlığı ve bakımında tedavi seçenekleri geniş bir yelpazeye sahiptir ve hasta ihtiyaçlarına ve koşullarına göre belirlenir. Amalgam dolgular, diş hekimliğinde uzun yıllardır kullanılan popüler bir tedavi yöntemidir. Ancak, son yıllarda amalgam dolgu malzemeleri hakkındaki tartışmalar artmıştır. Bu yazıda, amalgam dolguların ne olduğuna, avantaj ve dezavantajlarına ve bu konudaki tartışmalara genel bir bakış sunacağız.

Amalgam Dolgu Nedir?

Amalgam dolgular, genellikle gümüş renginde olan ve çeşitli metallerin civa ile karıştırılması sonucu elde edilen bir dolgu malzemesidir. İçeriğinde civa, gümüş, kalay ve bakır gibi metaller bulunur. Bu alaşımların birleştirilmesiyle oluşan amalgam, yumuşak bir kıvamda hazırlanarak dişin çürük bölümünü doldurmak için kullanılır. Dolgu sertleştikten sonra hastanın çiğneme işlevini sağlayacak düzeyde dayanıklılığa sahip olur.

Amalgam Dolguların Yapısı

Diş hekimleri tarafından genellikle “gümüş dolgu” olarak adlandırılan amalgam dolgular, özellikle arka dişlerde daha derin çürükler için uygundur. Amalgam dolgunun yapısı, içerdiği metallerin oranlarına bağlıdır. Civa, kararlı bir bileşik oluşturmak için diğer metallerle reaksiyona girerek amalgamın yapısını oluşturur ve böylece güçlü ve dayanıklı bir dolgu malzemesi sağlanmış olur.

Amalgam Dolguların Amacı

Amalgam dolguların temel amacı, çürümüş diş dokusunu onarmaktır. Bu dolgular, dişin çürük kısmını doldurarak mekanik dayanım sağlar ve böylece hastanın çiğneme işlevini korumasına yardımcı olur. Ayrıca, düşük maliyetli bir alternatif olarak kabul edilmeleri nedeniyle özellikle büyük çürükler ve arka dişler gibi daha az görünen alanlarda tercih edilir.

Amalgam dolguların kullanımının bazı tartışmalara neden olan yönü ise içeriğindeki civa nedeniyle eleştirilmiştir. Ancak, yapılan araştırmalar, civa miktarının düşük seviyede olduğunu ve insan sağlığı üzerinde zararlı bir etkisi olmadığı sonucunu desteklemektedir.+

Görsel: unsplash

Amalgam Dolgularında Bulunan Civa ve Sağlık Üzerindeki Potansiyel Etkileri

Diş hekimliği alanında yıllardır kullanılan amalgam dolgular, sağlamlıkları ve dayanıklılıkları nedeniyle tercih edilse de içerdikleri civanın sağlık üzerinde olumsuz etkileri ile gündeme gelmektedir. Yazımızın bu kısmında amalgam dolgularda mevcut olan civa ve onun sağlık üzerindeki potansiyel etkilerini inceleyeceğiz. Özellikle civa zehirlenmesi riski ve alerjik reaksiyonlar konusuna odaklanacağız.

Civa Zehirlenmesi Riski

Amalgam dolgular %50 oranında civa içermektedir. Bu dolgular zaman içerisinde aşınma, çatlama veya kırılma gibi durumlarla yavaş yavaş az miktarda civa salınımına sebep olur. Bu durum, sürekli olarak civayla temas halinde olan kişilerde özellikle Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirtilen günlük civa toleransı düzeyini aştığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

Civa zehirlenmesinin semptomları arasında baş dönmesi, halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve kas zayıflığı gibi belirtiler görülür. Ayrıca beyin ve sinir sistemi üzerinde de etkileri olduğu bilinmektedir. Yapılan bazı araştırmalar, uzun süreli ve yüksek miktarda civa maruziyetinin nörolojik, böbrek ve solunum problemlerine yol açabileceğini göstermektedir. Bu nedenle sağlık üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alarak, alternatif diş dolgu malzemelerine yönelmek önemli bir seçenek olarak düşünülebilir.

Alerjik Reaksiyonlar

Amalgam dolgulara karşı alerjik reaksiyonlar çok nadir de olsa görülebilmektedir. Genellikle bu durum, dolgu materyalinde bulunan civaya veya diğer metallerin birine karşı hassasiyet yaşayan kişilerde ortaya çıkabilir. Alerjik reaksiyon belirtileri arasında kızarıklık, şişlik ve kaşıntı bulunur.

Civa içermeyen dolgu malzemeleri tercih edildiğinde alerjik reaksiyon riski minimize edilebilir. Kompozit rezin ya da porselen gibi alternatif dolgu seçenekleri sağlık açısından daha güvenilir materyallerdir ve estetik açıdan da daha başarılı sonuçlar sunar.

Amalgam Dolguların Çevre Üzerindeki Olumsuz Etkileri: Su ve Hava Kirliliği

Diş hekimliğinde yaygın olarak kullanılan amalgam dolgular, özellikle su ve hava kirliliği açısından çevre üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bu dolgu malzemesi, cıva, gümüş, kalay ve bakır gibi ağır metallerin karışımından oluşur. Bu kısımda, amalgam dolguların çevreye olan zararları ve bu maddelerin neden olduğu kirliliğe dikkat çekmekteyiz.

Su Kirliliği

Amalgam dolguların üretimi ve kullanımı sırasında atık olarak açığa çıkan cıva, su kaynaklarını kirleten önemli bir faktördür. Cıva, diş hekimliği kliniklerinden atık sular yoluyla nehirler ve göller gibi tatlı su kaynaklarına karışarak yoğun kirliliğe yol açar. Özellikle balıklar ve sucul canlılar üzerinde ölümcül etkileri olan bu kirlilik, aynı zamanda içme suyu kalitesini düşürür ve insan sağlığına da zarar verir.

Hava Kirliliği ve Sera Gazı Emisyonları

Amalgam dolguların üretimi sırasında ortaya çıkan enerji tüketimi ve metal üretimine bağlı hava kirliliği de önemli bir çevresel sorundur. Bu süreçlerde açığa çıkan zararlı gazlar, atmosfere yayılır ve küresel ısınmaya katkıda bulunur. Amalgam dolguların üretimi için madencilik ve taşımacılık işlemleri de gerektiğinden, bu alanlarda meydana gelen hava kirliliği ve sera gazı emisyonları da göz ardı edilmemelidir.

Kısaca, amalgam dolguların çevreye olan olumsuz etkileri hem su hem de hava kirliliği açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir. Diş hekimliği alanında alternatif dolgu malzemelerine yönelik araştırmalar yapılması ve bu malzemelerin kullanımının teşvik edilmesi, çevre üzerindeki yükün azaltılmasına katkıda bulunacaktır. Ayrıca, atık su arıtma sistemlerinin diş hekimliği kliniklerinde de kullanılması ve cıva içeren atıkların doğru yöntemlerle bertaraf edilmesi, su kaynaklarının korunması için hayati öneme sahiptir.

Alternatif Diş Dolgu Malzemeleri ve Bunların Avantajları: Kompozit Rezinler, Seramik Inley ve Onlaylar, Altın ve Döküm Alaşımlar

Geleneksel amalgam diş dolguları yıllar boyunca tercih edilse de, günümüzde daha estetik ve sağlıklı alternatifler bulunmaktadır. Bu yazımızda, kompozit rezinler, seramik inley ve onlaylar, altın ve döküm alaşımlardan oluşan alternatif diş dolgu malzemeleri ve bunların avantajlarından bahsedeceğiz.

Kompozit Rezinler

Kompozit rezinler, diş hekimliğinde en yaygın kullanılan alternatif dolgu malzemelerinden biridir. Estetik olarak doğal diş rengiyle eşleşir ve metal içermemesiyle bilinir. Bunların avantajları şunlardır:
a. Estetik görünüm: Doğal diş rengine benzer olduğu için daha güzel bir gülümseme sağlar.
b. Biyouyumluluk: Metal içermediği için alerjik reaksiyon riski düşüktür.
c. Koruyucu tedavi: Diş dokusuna kolayca bağlanır ve çürüme riskini azaltır.

Seramik Inley ve Onlaylar

Seramik inley ve onlaylar, estetik açıdan geliştirilmiş cam seramikten yapılmış diş dolgu malzemeleridir. İşte bunların avantajları:
a. Doğal görünüm: Seramik, ışığı doğal dişler gibi yansıtarak daha doğal bir görünüm sağlar.
b. Dayanıklılık: Seramik inley ve onlaylar, yüksek basınç altında bile uzun süre dayanabilir.
c. Renk değişimi olmaz: Seramik dolgular zamanla renk değiştirmez ve uzun süre estetik görünümünü korur.

Altın Dolgular

Altın dolgular, diğer alternatif dolgu malzemelerine göre maliyetli olsa da, dayanıklılığı ve biyouyumluluğuyla bilinir. Avantajları şunlardır:
a. Yüksek dayanıklılık: Altın diş dolguları aşınmalara ve kırılmalara karşı oldukça dirençlidir.
b. Biyouyumluluk: Altın alaşımları, diğer metal dolgulara kıyasla alerji riskini en aza indirir.
c. Düşük bakım ihtiyacı: Altın dolgular genellikle çürük oluşumuna karşı dirençlidir ve düşük bakım gerektirir.

Döküm Alaşımlar

Alternatif diş dolgu malzemeleri arasında en popüler olanlar döküm alaşımlardır. Bazı yaygın döküm alaşımları altın, paladyum, nikel-krom ve kobalt-krom alaşımlarıdır. İşte bu malzemelerin avantajları:
a. Estetik: Döküm alaşımlarının renkleri doğal diş rengi ile daha uyumlu olduğundan estetik açıdan daha hoş bir sonuç elde edilir. Bu nedenle ön dişlerde ve dişetinin bittiği bölgelerde kullanılabilirler.
b. Biyolojik Uyumluluk: Yüksek kaliteli döküm alaşımları, genellikle ağız içindeki dokularla iyi bir biyolojik uyum sağlar. Özellikle metal alerjisi olan kişiler için nikel-krom ve kobalt-krom alaşımları daha uygun olabilir.
c. Korozyon Direnci: Döküm alaşımları daha iyi korozyon direnci gösterir ve bu nedenle ağız içinde daha uzun süre dayanır. Amalgam dolgulara göre daha az renk değişikliği yaşanır.
d. Isı İletkenliği: Döküm alaşımlarının ısı iletkenliği diğer dolgu malzemelerine kıyasla daha düşüktür. Bu da ağız içerisinde sıcak ve soğuk gıdalara karşı hassasiyetin azalmasına yardımcı olur.
e. Dayanıklılık: Döküm alaşımların dayanıklılığı yüksek olup, uzun vadeli kullanım için uygundur. Ayrıca, dişlerin şekillendirilmesinde ve bite kuvvetinin dengelenmesinde etkilidir.